İngilizcede “only” (sadece, yalnızca) yerine kullanılabilecek sözcükler ve cümle içinde kullanımları!
- “Only” ne demek?
- “Only” kelimesinin yerine kullanılabilecek İngilizce kelimeler
- Sıkça sorulan sorular
- Novakid’le tanışın!
İngilizcede sıkça başvurulan sözcüklerden biri olan “only”; çoğunlukla “yalnızca, sadece, tek, sırf” gibi anlamlarda kullanılıyor. Ancak “only” yerine kullanabileceğimiz pek çok sözcük var. Bu sözcükleri farklı durumlara uygun şekilde kullanarak kendimizi daha iyi açıklayabiliriz ve İngilizceyi daha akıcı konuşabiliriz.
Bu yazımızda, “only” sözcüğünün tam olarak ne demek olduğunu, “only” kelimesiyle yakın anlamlara sahip veya aynı yerlerde kullanılabilecek sözcükleri, onların anlamlarını ve bu kelimeleri cümlelerde nasıl kullanabileceğimizi öğreneceğiz. Hazırsanız haydi başlayalım!
“Only” ne demek?
İngilizcede sık sık kullanılan “only” kelimesi, farklı durumlara göre çeşitli anlamlara geliyor. Genel olarak şu dört anlamda kullanıldığını söyleyebiliriz:
- “Sadece / Yalnızca” → Bir şeyi veya kişiyi diğerlerinden ayırarak vurgulamak için kullanılır.
- Örnek: She only eats vegetables. (O sadece sebze yer.)
- Örnek: She only drinks coffee in the morning. (O yalnızca sabahları kahve içer.)
- Örnek: I study only on weekends. (Sadece hafta sonları ders çalışırım.)
- “Tek / Biricik” → Bir şeyin veya kişinin benzersiz, tek olduğunu ifade etmek için kullanılır.
- Örnek: He was the only person in the room. (Odada tek kişi oydu.)
- Örnek: This is the only hotel in town. (Burası kasabadaki tek otel.)
- Örnek: You are my only hope. (Sen benim tek umudumsun.)
- “Ancak / Ama” → Cümlede bir kısıtlama veya şart belirtmek için kullanılabilir.
- Örnek: I would come, only I’m too busy. (Gelirdim ama çok meşgulüm.)
- Örnek: She wanted to go out, only it started raining. (Dışarı çıkmak istedi ama yağmur başladı.)
- Örnek: He was ready to leave, only he forgot his keys. (Çıkmaya hazırdı ama anahtarlarını unuttu.)
- Zaman anlamında “Ancak / Henüz” → Belirli bir zaman aralığını vurgulamak için kullanılır.
- Örnek: She arrived only yesterday. (Daha dün geldi.)
- Örnek: The package arrived only yesterday. (Paket ancak dün geldi.)
- Örnek: I started learning French only last year. (Fransızca öğrenmeye ancak geçen yıl başladım.)
Kısacası “only” kelimesi her zaman “yalnızca, sadece” anlamında kullanılmıyor. Bağlama göre farklı anlamlar kazanabiliyor. “Only” ne demek öğrendiğimize göre benzer ve alternatif kelimelere geçebiliriz.
“Only” kelimesinin yerine kullanılabilecek İngilizce kelimeler
İşte İngilizcede “only” yerine kullanabileceğiniz, farklı durum ve duygulara uygun çeşitli sözcükler ve cümle içinde kullanımları!
- Just: Sadece, ancak, tam
Just kullanımı, genellikle “only” ile benzer bir anlam taşıyor ve günlük konuşmalarda yaygın olarak kullanılıyor.
Size ve çocuğunuza harika bir hediyemiz var!
Çift dilli Sihirli Hikaye kitabı
- Örnek: This room is just for VIP guests. (Bu oda sadece VIP misafirler içindir.)
- Örnek: I just want to help you. (Ben sadece sana yardım etmek istiyorum.)
- Örnek: She arrived just in time. (O tam zamanında geldi.)
- Simply: Sadece, gerçekten, basitçe, kolayca
Bir şeyin kolay veya karmaşık olmadığını anlatmak için kullanılıyor.
- Örnek: Simply press this button to start. (Başlatmak için sadece bu düğmeye bas.)
- Örnek: He simply loves ice cream! (O, dondurmaya gerçekten bayılıyor!)
- Örnek: This story is simply amazing. (Bu hikâye gerçekten harika.)
- Nothing but: Yalnızca, başka bir şey değil
Bir şeyin tek olduğunu vurgulamak için kullanılıyor.
- Örnek: I want nothing but chocolate. (Ben yalnızca çikolata istiyorum.)
- Örnek: She drinks nothing but water. (O, yalnızca su içer.)
- Örnek: He thinks about nothing but football. (O, sadece futbol hakkında düşünüyor.)
- Alone: Tek başına, yalnızca
Tek olmayı ya da sadece bir şey yapmayı anlatıyor.
- Örnek: She went to the park alone. (O, parka tek başına gitti.)
- Örnek: This chair is for you alone. (Bu sandalye sadece senin için.)
- Örnek: He alone finished the puzzle. (Yapbozu tek başına tamamladı.)
- One: Tek, sadece bir tane
Bir şeyin tek olduğunu anlatırken tercih ediliyor.
- Örnek: I have one best friend. (Benim tek bir en iyi arkadaşım var.)
- Örnek: There is only one cookie left. (Sadece bir tane kurabiye kaldı.)
- Örnek: You get one chance to guess. (Tahmin etmek için tek bir hakkın var.)
- Single: Tek, bir tane, yalnızca
“One” kelimesinde olduğu gibi, bir şeyin tek olduğunu anlatırken tercih ediliyor.
- Örnek: There is a single cookie left. (Sadece bir tane kurabiye kaldı.)
- Örnek: I have a single question. (Sadece bir sorum var.)
- Örnek: She won by a single point. (O, yalnızca bir puan farkla kazandı.)
- Purely: Tamamen, sadece
Tamamen bir amaç veya sebeple yapıldığını vurgulamak için kullanılıyor.
- Örnek: He did it purely for fun. (Bunu tamamen eğlence için yaptı.)
- Örnek: This book is purely about animals. (Bu kitap yalnızca hayvanlar hakkında.)
- Örnek: I joined the club purely to make new friends. (Bu kulübe sadece yeni arkadaşlar edinmek için katıldım.)
- Totally: Tamamen, sadece, bütünüyle
Bir şeyin bütününü veya tamamını anlatmak için tercih ediliyor.
- Örnek: I totally agree with you. (Sana tamamen katılıyorum.)
- Örnek: The house is totally silent. (Ev tamamen sessiz.)
- Örnek: This game is totally free. (Bu oyun tamamen ücretsiz.)
- Merely: Yalnızca, sadece, basitçe
Önemsiz veya basit bir durumdan bahsederken kullanılıyor.
- Örnek: It was merely a joke. (Bu sadece bir şakaydı.)
- Örnek: She is merely a beginner. (O, sadece bir başlangıç seviyesinde.)
- Örnek: I was merely asking. (Ben sadece soruyordum.)
- Solely: Yalnızca, tek başına
Bir şeyin yalnızca belirli bir kişi veya amaç için olduğunu vurguluyor.
- Örnek: She is solely responsible for this project. (Bu projeden yalnızca o sorumlu.)
- Örnek: He did it solely for money. (O, bunu sadece para için yaptı.)
- Örnek: This scholarship is solely for students. (Bu burs yalnızca öğrenciler içindir.)
- Exclusively: Sadece, özel olarak
Belirli bir grup veya kişi için özel olarak ayrılmış şeyleri anlatırken kullanılıyor.
- Örnek: This toy is exclusively for kids. (Bu oyuncak yalnızca çocuklar içindir.)
- Örnek: The hotel is exclusively for adults. (Bu otel yalnızca yetişkinler içindir.)
- Örnek: This offer is exclusively for new members. (Bu teklif yalnızca yeni üyeler için.)
- Strictly: Kesinlikle, yalnızca
Kesin kurallar veya sınırlamalar olduğunda tercih ediliyor.
- Örnek: This room is strictly for staff. (Bu oda kesinlikle personel içindir.)
- Örnek: The rules are strictly followed. (Kurallar kesinlikle takip edilir.)
- Örnek: This diet is strictly vegetarian. (Bu diyet yalnızca vejetaryenler için.)
- Uniquely: Tek, benzersiz bir şekilde
Benzersiz veya başka hiçbir şeyle aynı olmayan durumları anlatırken kullanılıyor.
- Örnek: She is uniquely talented. (O, tek ve benzersiz bir yeteneğe sahip.)
- Örnek: This animal exists uniquely in Australia. (Bu hayvan yalnızca Avustralya’da yaşar.)
- Örnek: The painting was uniquely beautiful. (Tablo benzersiz bir şekilde güzeldi.)
- Primarily: Öncelikli olarak, esasen
Öncelikli veya en önemli amacı belirtirken tercih ediliyor.
- Örnek: This book is primarily for beginners. (Bu kitap öncelikli olarak yeni başlayanlar içindir.)
- Örnek: She is primarily a singer. (O, esasen bir şarkıcıdır.)
- Örnek: The job is primarily about communication. (Bu iş esasen iletişimle ilgilidir.)
- Entirely: Tamamen, yalnızca, bütünüyle
Bir şeyin tamamen, hiçbir istisna olmadan olduğunu vurgulamak için kullanılıyor.
- Örnek: The decision was entirely his. (Karar tamamen ona aitti.)
- Örnek: This house is entirely made of wood. (Bu ev tamamen ahşaptan yapılmış.)
- Örnek: The movie is entirely in French. (Film tamamen Fransızca.)
- Absolutely: Kesinlikle, tamamen, yalnızca
Bir şeyin kesin olduğunu veya hiçbir şüphe olmadığını belirtirken kullanılıyor.
- Örnek: This is absolutely the best cake ever! (Bu, kesinlikle şimdiye kadarki en iyi pasta!)
- Örnek: He is absolutely right. (O, tamamen haklı.)
- Örnek: The park is absolutely beautiful. (Park kesinlikle çok güzel.)
- Chiefly: Başlıca, esas olarak, büyük ölçüde
Bir şeyin başlıca sebebini veya ana konusunu ifade ederken kullanılıyor.
- Örnek: The event is chiefly for students. (Etkinlik başlıca öğrenciler içindir.)
- Örnek: The book is chiefly about history. (Kitap esas olarak tarih hakkında.)
- Örnek: He is known chiefly for his kindness. (O, en çok nezaketiyle bilinir.)
- Singly: Yalnızca, tek tek, bireysel olarak
Tek başına veya tek tek yapılan şeyleri anlatırken tercih ediliyor.
- Örnek: Each gift was wrapped singly. (Her hediye tek tek paketlendi.)
- Örnek: She tackled the problems singly. (O, sorunları tek tek ele aldı.)
- Örnek: He was treated singly from the rest. (O, diğerlerinden ayrı olarak ele alındı.)
“Only” kelimesi yerine kullanılabilecek tüm bu alternatif sözcükler, İngilizcenize zenginlik katacak ve bir durumu daha spesifik bir şekilde anlatmanıza yardımcı olacak!
Sıkça sorulan sorular
İşte “only” ile ilgili sıkça sorulan sorular ve cevapları!
“Just” ve “only” arasındaki fark nedir?
“Just” daha çok “tam olarak” veya “henüz” anlamında kullanılırken, “only” “sadece” veya “yalnızca” anlamını vurgular. Örneğin; “I just arrived.” (Henüz geldim.) ve “I only have one pen.” (Sadece bir kalemim var.) cümlelerinde olduğu gibi.
“Only” nerede kullanılır?
“Only”; bir şeyi veya kişiyi diğerlerinden ayırarak vurgulamak; benzersiz, tek olduğunu ifade etmek; bir kısıtlama veya şart belirtmek; belirli bir zaman aralığını vurgulamak için kullanılır.
Novakid’le tanışın!
Etkili bir dil öğrenimi için kelime hazinesini geliştirmek önemli ancak en önemlisi, dili yaşamak. Çocuğunuzun İngilizceyi öğrenirken ezbere odaklanmasını değil, interaktif yöntemleri keşfetmesini istiyorsanız Novakid, aradığınız yer olabilir! Akranlarıyla iletişim kurarak hem eğlenceli hem eğitici bir eğitim alması için İngilizce derslerine göz atarak siz de aramıza katılabilirsiniz.
Ayrıca bire bir derslerimizde uyguladığımız etkili yöntemimize aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz:
Çocuğunuzun dili yaşayarak keşfetmesi için ilk deneme dersi tamamen ücretsiz bir şekilde alabilirsiniz!